Simgemin hoş lafları

Haziran 2000

Simge -benim güzel kizim- su an 3 yasinda, 2 hafta sonra, 1 Temmuz’da 3 yasini dolduracak. Tatli ama yaramaz bir çocuk olmasinin yanisira esprili de. Konusmadan bile sadece yüz mimikleri ve ifadeleriyle bizleri pek çok güldürüyor. Zaman zaman öyle hos, anlamli laflar ediyor ki keske o anda yanimda bir kalem ve not defteri olsa diyorum, çünkü sonradan unutulup gidiyor. Unutmamak, o büyüyünce beraberce açip bakmak ve gülümsemek için bu sözlerini derleyip toparlamayi ve kaydetmeyi düsündüm. Annemle birlikte aklimiza gelenleri yazmaya basliyorum;

Geçen senelerde henüz yeni yeni konusmaya baslarken, bana birseyden bahsediyor, ‘tuju’ gibi laflar ediyor, çabaliyor ama ben hiç bir sey anlayamiyordum. Sonunda durdu, biraz düsündü ve ‘mee meee’ dedi. Meger bahçede bagirmakta olan kuzu’dan bahsediyormus.

Bazen yaramazliklari gerçekten bizi çildirtiyor. Kolonyalari yere döküyor, hemen ardindan duvarlari karaliyor, makyaj malzemelerini karistiriyor, karincalari toplu halde bir yerden baska bir yere tasiyor,… Ama bunun yaninda kendini affettirmesini de biliyor dogrusu. Karsisinda çatik kaslarimla oturup, yüz vermiyorum. Biraz sonra yavasça yanima gelip, elimi aliyor ve üstüne basina sürüyor. Bunu ‘Kendimi sevdiriyorum’ diye açikliyor.

Abim onun büyüyünce politikaci olacagini düsünüyor. Sebebine gelince, abimin is dönüslerinde kapiyi açip disari firliyor, ‘Altugcum hos geldin, aslan Altug, kuvvetli Altug, hos Altug’ diyor.

Moralim bozuk oldugu zamanlarda ‘Annecigim, sen olmasaydin ben ne yapardim?’ demesi yetiyor dogrusu.

                       

Bir keresinde babasi ile telefonda konusuyorken aralarinda söyle bir diyalog geçti;

Babasi: Kizim gel de sana çikolatalar, sekerler vereyim.

Simge: Ama yemekten sonra, onlar zararli.

Babasi : Peki kizim yemekten sonra.

Simge: (bana dönerek) yemekten sonra diyor, (tekrar telefonda) aferim baba.

Babasi: Kizim seni bugün alayim mi?

Simge: Daha dün aldin ya, haftaya..

Babasi: Kim hasta?

Simge: Kimse hasta degil haftaya haftaya…

…….

Konusmalari çok komik, ayni Hacivat-Karagöz gibi. Yalniz Simge burada Hacivat rolünde.

Anneler gününde beni ve annemi kutlamaya basladi ve bu tam üç gün sürdü. Kendiliginden ‘Benim annem güzel annem’ sarkisini söylemesi ise hayatta aldigim en güzel hediye oldu.

Geçen gün ayakkabisinin tozunu silerken bana ‘Tesekkür ederim annecigim’ dedi, ben de bos bulunup ‘Hi, ne için?’ diye sorunca ‘Ayakkabimi paspasladigin için’ diye cevapladi. Bu lafi çok hosuma gitti, güldüm. ‘Bazen seni çok güldürüyorum degil mi? Hadi bunu annene söyle simdi’ dedi, ‘O da gülsün.’

Esimle ayriyiz. Geçenlerde babama gelip, ‘Ben sana baba diyeyim, nasil olsa benim babam ortaliklarda görünmüyor’ demez mi? Bu lafi yüregimizi burktu.

Önceki gün alisveristen yorgun ve sicaktan perisan bir sekilde ellerimde filelerle dönmüstüm(aslinda artik file kullanilmiyor, poset yada torbalar var ama bir cümle içerisinde file kelimesinin verdigi anlami, yada kulaklarda biraktigi sesi digerleri veremiyor, çok kaba kaliyorlar) Canim Simgosum hemen kosturarak yanima geldi ve ayakkabimin bagciklarini çözdü. Yapabilecegi en büyük yardim ancak bu olabilirdi gerçekten.

Geçen aksam telefon çaldiginda, Simge kosup açti. Bir müddet dinledi karsidakini ve sonra telefonu bana uzatarak “Anne! Hiç bir sey anlamadim, Ingilizce konusuyor” dedi. Ben de sasirmistim; telefonu elime aldim acaba ne konusacagim diye düsünerek. Arayan, köyden biriydi. Tavuk siparisi için evi ararlar ara sira. Konusmasini dogrusu ben de zorlukla çözümleyebildim. O gün Simge’ye çok güldük.

Aksamlari isiklari söndürüp yatiyoruz birlikte. Aslinda tek basina yatmaya alismisti ama son zamanlarda gün içinde yasadiklari, okudugu hikayeler, çizgi filmler vb. onu uyku öncesi etkiliyor sanirim. Gene bir gece, bir türlü uyuyamiyor, bana “Sen kimsin?” diye soruyordu mütemadiyen(devamli). Sonra “Sen canavar misin?” dedi, bir taraftan agzimi, burnumu yoklayarak. O sirada ben gece lambasinin los isiginda kitap okumaya çalisiyordum. (G.Orwell’in 1984 isimli kitabi) Sonra konusmasini sürdürdü, “Canavarlar böyle mi yatar? Kitap da okumazlar ki..” Nihayet dayanamayip, “Hadi kizim dön arkani da uyu” deyince “Aaa üstelik bir de konusuyor” demez mi? Gülmemi tutamadim.

Simge İzmir’de annemlerin yanında tatildeyken, telefonla konuşuyoruz. Bir ara bana “Ha?” dedi, söylediğim şeyi anlamadığını ifade etmek için. Bense ona “Kızım ne ayıp, nasıl konuşmak öyle?” deyince, “Hi?” diye kibar hale getiriverdi sözünü.

———————————————————————-

Simge şu an 4,5 yaşında. Bazı komik laflarını not etmeye devam ediyorum.

Geçenlerde Simge’ye babasıyla nasıl tanıştığımızı anlattım, bu onun pek hoşuna gitti. Beni dinledikten sonra şöyle dedi “Babamla demek bu şekilde tanıştınız, peki ya babanla nasıl tanıştınız?”

Harry Potter filminin VCD’sini aldım, evde Simge ile seyrediyoruz. Film İngilizce. “Kızım ben sana Türkçe yazılarını okuyayım şimdi” deyince, “Yok anne, teşekkürler, ben İngilizcesini dinleyecegim” demez mi?

Oyuna dalmış, tuvaleti de gelmiş bu arada. Aman kızım dedim, çabuk ol yoksa kaçıracaksın. Ben mutfakta yemekle uğraşıyorum. İçerden Simge’nin sesi geldi az sonra, “Anne kaçırdımmm”. Eyvah dedim, ben sana demedim mi çabuk ol diye. Ardından ekledi “..ama tuvalete”. Ardından da kıkır kıkır gülme sesleri.. Bu esprisini çok tuttum.

Bir film seyrediyoruz ailece. Simge her zamanki gibi çaktırmadan seyrediyor, asıl önceliği oyununa vermiş gibi gözüküyor. Filmde kızla erkek tartışıyorlar. Ertesi gün kızın yanına geliyor çocuk ve Simge pat diye “Dün gece için özür dilerim” diyecek çocuk diyor ve de biliyor.

Bugün olan bir olay. Bahçede toprakla oynuyor Simge. Biraz sonra bir kaba orjinal toprak koymuş, gelip bana gösterdi. Meğer orjinal toprak dediği gübreymiş. Bilmiyor çocuğum. Kızım dedim, o gübre, yani keçi …sı. “Amannn” dedi, “Peki ama keçiler nasıl girmiş bahçeye?”

Son olarak Simge’nin dün uyduruvermiş olduğu bir şiir; (Joan Baez’in Donna Donna şarkısının Türkçe versiyonu. Bence bu şiirin ismi Dona dona 🙂

Sensin benim meleğim
Rüya gibi
Ne o öyle hırsız gibi dışarda
Dona dona
Kalbimsin, kalbimin içindesin
Biliyorum sen meleksin

Simge’cigimin geçen gün bana yazdığı mektubun sonuna iliştirmiş olduğu akrostişli şiiri, okuyunca gözyaşlarımı engelleyemedim..

Kanimin bagli oldugu ama cirpinip cirpinip

Ulasamadigim annem, benim guzel

Danim.

Anne beni birakma, cabuk gel

Kizin var geride gozleri yasli ama

!rak cok cok sevdigi annesinden..