Doğum Günü

Nice Nice Nice Doğum Günleri! (ilk iki nice türkçe, diğeri ingilizce olacak)

Yıllar önce güzel bir sonbahar günü gözlerimi dünyaya açmışım. Kasım ayının 27sinde. Doğum günümün üzerinden 2 gün geçti. Çocukluğumda dört gözle beklerdim doğum günümü. Birkaç gün öncesinden heyecanlanmaya başlar, sabırsızlıkla günleri ve saatleri sayardım. Bizimkiler mutlaka doğum günlerimizde parti yapardı. Okul dönemine denk geldiği için sınıf arkadaşlarımı ve öğretmenimi de davet ederdim. O zamanlar sadece benim için değil tüm çocuklar için bayram gibiydi doğum günleri. Gelmemezlik etmezlerdi. Annem, gelenek haline gelen muzlu pastasını yapardı mutlaka. Her an yapmazdı, sadece özel günlerde ve doğum günlerimizde. O zamanın malzemeleri mi çok doğaldı, annem mi çok lezzetli yapardı bilmiyorum ama pastanın kokusu bile kendimizden geçmemize yeterdi. Arkadaşlarım küçük küçük hediyeler getirirdi, kalem, silgi, kalem kutusu, kitap daha çok. Her bir paketi sevinçle açardım. Her hediyeyi de kullanırdım. Hediye aldığımız nadir günlerden biriydi çünkü doğum günleri.

O zamanlar Telefunken marka bir teybimiz vardı. Ama kaset çalar değil, yuvarlak bant çalarlardan. Bazen TV’de duyduğumuz güzel şarkılar olunca kayıt ederdik. Tabi şarkıya yetişene, mikrofonu takana kadar genelde şarkı başlar, o yüzden de biraz yarım yamalak bir kayıt olurdu. Ayrıca mikrofonu tutma şeklimize, odada varsa başkalarının çıkarttığı çeşitli seslere göre kayıt kalitesi de düşerdi elbet. Doğum günlerinde bizim, aile büyüklerinin ve arkadaşlarımızın söyleyeceği bir iki cümleyi de kayıt etme alışkanlığımız vardı. Yıllar sonra bunların bir kısmını tekrar dinleme şansımız olduğunda gerçekten cok duygulanmıştık ve o zaman annemin gençlik sesinin kendi sesime, babamın sesinin de abiminkine ne kadar benzediğini farketmiştim.

Yıllar geçtikten, hepimiz ayrı yerlere yerleştikten sonra bile doğum günlerimizde bir araya gelmeye çalıştık, çalışıyoruz. Annem yanımızda ise muzlu pastasını hala yapar.

Eşimle doğum günlerimiz arası sadece 1 gün. (O benden iki yaş büyük gerçi 😉 ) Kutlama işini bir arada yapıyoruz bu yüzden. Bu sene annem bizim yanımızda olmadığı için Muzlu Pasta işini ben üstlendim. Bir takım aksiliklere rağmen sanırım güzel birşey ortaya çıkartmayı başardım. Eşim pastayı pek beğendi. O gün annemle, babamla, kızımla, kardeşlerimle ayrı ayrı konuştuk. Facebook sayesinde birçok mesaj aldım arkadaşlarımdan. Hepsi de çok güzeldi.

Bugün Türkçe dersi verdiğimiz grup buluşmasına gittiğimde “Süprizzzz!” seslerini duyunca şaşırdım. Meğer sevgili arkadaşlarım benim için parti düzenlemişler. Masanın üzerinde sayamadığım kadar çok yiyecek vardı, her yer rengarenkti ve güler yüzlü arkadaşlarımla birlikte cok hoş görünüyordu. Kekin üzerindeki mumları üfledim, resim çekilirken ve Türkçe olarak “İyi ki doğdun” şarkısı söylenirken. Fakat aldığım nefes yeterli olmamış olsa gerek hiç bir mumu söndüremedim. Bir kere daha denedim, bir kere daha… Artık nefesim tükenmiş, hafiften başım dönüyordu. Doğum günü partileri için biraz yaşlı olduğumu düşünmeye başlamıştım. Meğer mumlar eğlenceli, sönmeyen mumlarmış. Benim nefesimin, yaşımın, aldığım kiloların,… bir suçu yokmuş..

Bir sürü lezzetli şey yedik, çok güzel muhabbet ettik, hediyelerimi açtım. Bugün için hepinize çok teşekkür ediyorum sevgili arkadaşlarım: Dilek, Tuğba, Sabiha, Perry, Sally, Robert, Ülkü abla, Yaşar abi.