Bana Sorsalar..

Ara sıra aklıma geliveren bazı fikirler, buluşlar oluyor. Birkaç tanesini aktarıyorum.

* Bana sorsalar, çorba kaselerinin altını düz yaptırmazdım. Çorbanın son birkaç kaşıklık kısmının içilmesi zor oluyor; ya o kısmı içmeden bırakacaksınız yada tutup kenarından içe yada dışa doğru eğip öyle içeceksiniz. (içe doğru eğmek aslında nezaket kurallarına göre yanlışmış, dışa doğru eğerek karşıdakilere bakın benim çorbam ne kadar kaldı diye göstermeniz lâzım.) Bu yüzden kasenin iç+alt kısmı 25 derece kadar eğik, dış+alt kısmı ise masada düzgün durabilmesi açısından düz olmalı..Aradaki kısım tabi ki dolgu olacak. Böylelikle kase eğme derdi bitmiş olacak.
* Bana sorsalar, fanatik taraftarlar için diş macunları üretirdim. Siyah-beyaz, sarı-lacivert, sarı-kırmızı.. Herkes kendine göre olan birini seçsin..
* Bana sorsalar, trafik ışıklarını sarı,kırmızı ve mavi olarak belirlerdim. Renk körleri, yeşil ile kırmızı rengi ayırt edemiyorlar, bu yüzden yeşil yerine mavi ışık konulmasıyla onların da araba kullanabilmesine olanak tanınması iyi olmaz mı?
* Bana sorsalar, salep içerken dikkatli olun derdim. Kışın o soğuk günlerinde bir pastaneye oturduğunuzda canınız şöyle sıcak bir salep içmek ister, bilirim. Fikir olarak güzel gözükmekle birlikte aslında ne çok zararları vardır bilir misiniz?
Bir kere, gelen salebi sıcak sıcak içivermek ister ve kocaman bir yudum alırsınız ama öyle sıcaktır ki, yutmaktan başka çareniz yoktur. Midenize gidinceye kadar geçtiği yerleri yakar, kavurur.
İkinci hatayı, bu sefer, yavaşça dudaklarınzla dokunmak suretiyle yaparsınız. Salep üzerinde biriken kalın kaymak tabakası dudaklarınıza yapışır. Boşuna çıkarmaya çabalarsınız, üstelik yanılıp şaşırıp da peçeteyle silmeye kalkarsanız yandınız. Katran+tüy misali peçete de dudaklarınıza yapışıverir.
Bu hatalara düştünüz, yeni bir taktik deniyorsunuz. Biraz üfleyip, soğuyunca rahat rahat içerim diyorsunuz. Salebe üflediğinizde üçüncü büyük hatayı işliyorsunuz, uçuşan tarçınlar gözünüze kaçıyor.